Izgara tarak ve kalamarı etkileyici
Vedat Milor
Yıllar geçtikçe benim mi ağız tadım değişti, yoksa meyhaneler mi? Üniversite yıllarında Nevizade ve Asmalımescit deyince aklıma leziz mezelerin dışında gerek garsonları gerek müşterileri açısından son derece otantik bir meyhane kültürü gelirdi. Evet, belki ülkemizde İtalya'da olduğu gibi aşırı rasyonelleşmeye tepki duyup geleneksel lezzet ve kültürel değerlere sahip çıkan bir "slow food" ("iyi yemek için yaşa" diye çevirmek daha doğru galiba) akımı gelişmedi ama meyhane kültürü, özünde kürekleri aheste aheste çekip tatlı bir sohbet eşliğinde özene bezene hazırlanmış taze mezeleri aceleye getirmeden ve rakı eşliğinde tadını çıkararak yemeye dayanırdı.
Şimdilerde ise durum genelde içler acısı. Birçok meyhane kendine özgü sıcak ve soğuk mezeleri hazırlamayı bıraktı, iş kopyacılığa dönüştü ve standartlaştı. Maalesef ortanın epey altında bir standartlaşma bu. Mezeler özensiz hazırlanıyor, malzemeler ucuz ve sıradan, peynirler kötü, sebzeler ve salatalar tazeliğini kaybetmiş, lakerdalar felaket, balıklar fazla pişmiş ve kurumuş... Bütün bunların ötesinde sizi bir an önce defedip masayı döndürmeye çalışan bir zihniyet, turiste açılalım derken bayağılaşma ve kötünün kötüsü bangır bangır bir sözümona klasik Türk müziği, ağız tadıyla içki içmeyi bilmeyen, sarhoş olup bağırıp çağıran ve birbirleri yerine cep telefonları ile konuşan bir müşteri kitlesi. Acaba abartıyor muyum?
Kaya koruğu ve börülce
Genelde durum bu olunca iyi bir meyhane bulunca çocuk gibi seviniyor insan. Balat'taki Cibalikapı Balıkçısı diğerlerinden farklı olmaya çalışan, oldukça başarılı bir meyhane. Diğer meyhanelerden farklı olarak balığın kalitesine ve tazeliğine önem veriyorlar. İşin doğrusu, meyhaneler tabii ki kalkan, lüfer, kılıç, kaya barbunu gibi "lüks" balıkların yenileceği yerler değil. Aksi takdirde fiyatları makul bir düzeyde tutmaları zor. Ama balıkların taze olmasını ve kıvamında pişirilmesini onlardan beklemek de bizim hakkımız.
Cibalikapı Balıkçısı'nda tekir oldukça iyiydi. Sarıkanat ise son derece taze ve kıvamında ızgara edilmiş olduğu için bize lüferi aratmadı. Lüks lokantalarda buzluktan çıkmış lüferin porsiyonunu 40 ile 50 YTL arası yemektense bu tazelikte bir sarıkanatı uygun bir fiyata yemek tabii ki daha tatmin edici.
Ancak benim asıl hoşuma giden burada yediğim soğuk ve sıcak mezelerin orijinalliği ve kalite düzeyi.
Soğuk mezeler daha çok Ege'den esinlenmiş ve bir Doğa Balık'taki (Cihangir) çeşitlilik olmasa bile olan mezelerin kalitesi iyi ve ayrıca rakı ile iyi uyum sağlıyorlar. Mesela kıtır kaya koruğu ve sarmısaklı deniz börülcesi. Ayrıca hafif acımsı ve koyu yeşil yapraklı cibez. Ancak itiraf edeyim, ben acımsı otları ve yeşillikleri çok severim. Kaliteli zeytinyağı ve sarmısak sosu ile bu tip mezeler rakıya çok iyi eşlik ediyor. Bunların dışında Cibalikapı'daki lakerda başarılıydı. Girit ezmesi dedikleri peynirli ve cevizli ezme vasatın üzerinde ve marulda hazırladıkları levrek dolma kullanılan levrek yavan olsa bile (herhalde yetiştirme) kavramsal açıdan ilginç.
Müşteriye saygılı bir hava
Soğukların dışında beni asıl etkileyen tadına baktığımız iki sıcak meze oldu. Izgara tarak ve bütün halinde ızgara edilmiş kalamar. Taze kalamar bulmak zaten bir dert, bulursanız da kıvamında pişirilmiş olmasını garanti edemiyorsunuz. Diyebilirim ki Cibalikapı'daki kalamar bir senedir yediğim en iyi kalamardı. Hafif tuzlanmış, içi sulu, yumuşak ama pelte gibi de değil, kömür ızgarasının izi olan hafif tütsülenmiş tat tam ölçüsünde kalmış ve mangalın çok sıcak ve temiz olduğu sonuçtan anlaşılıyor.
Tarak ise birçok lokantanın yaptığı gibi dışarıdan ithal edilen tatsız tuzsuz iri taraklardan değil. Saroz körfezinden gelen ve benim bazen Balık Pazarı'ndaki Reşat beyin balıkçısında bulduğum küçük taraklar. Ben şahsen bu küçük tarakları bu kadar taze bulunca çiğ yeme taraftarıyım.
Cibalikapı'da bu son derece leziz taraklar kabukları içinde ızgara edilmişti. Belki beş-on saniye daha az ızgara edilseler daha iyi olacaktı çünkü bu minnacık taraklar son derece narin. Ayrıca kabukları ile birlikte ızgara ederken İtalya'da, mesela Venedik'te, yaptıkları gibi az zeytinyağı, sarmısak ve rendelenmiş maydanoz ve biraz kaya tuzu serpiştirilebilir üzerlerine. Ama bunlar olmasa bile Cibalikapı'da tarakların kurumamasına özen gösterilmişti.
Yemek dışında kalan detaylar da Cibalikapı'yı ciddi meyhaneler arasına sokuyor. Dekor hafif salaş ve birazcık abartılı olsa bile (tavandaki balıkçı ağları) genelde sıcak ve sevimli. Müzik buraya uygun ve dost sohbetini katletmiyor. Genelde müşteriye saygılı bir hava hakim. Yarım şişe rakı ve bir şişe Çankaya ile birlikte çift başına hesap 120 YTL tutuyor.
DEĞERLENDİRME : * * * *
(* Kötü ** Vasat *** İyi **** Çok iyi ***** Türünün en iyisi)
Milliyet Pazar, 9 Nisan 2006
Cibalikapı Balıkçısı, Cibali ve Moda’da iki şubeyle hizmet veriyor. Ot mezesi mönüsü, mevsime göre sürekli değişiyor. Şu anda deniz marulu, cibes, radika, turpotu, hardalotu, hindiba, gelincikotu, kaya koruğu, yaban pancarından oluşan 10 çeşit meze sunuluyor. Tüm otlar Ayvalık’tan getiriliyor. Yalnızca kaya koruğu Mersin’den geliyor. Kaya koruğu, aromalı tadı sebebiyle müşterilerin en sevdiği meze. Meze tabaklarının fiyatı 4,5-8 YTL arasında.
EN İYİ 10
1. Doğa Balık - İSTANBUL
2. Çam Restoran - TİRE
3. Ahırkapı Giritli - İSTANBUL
4. Cibalikapı Balıkçısı - İSTANBUL
5. Bay Nihat - CUNDA
6. Deniz Restoran - İZMİR
7. Cunda Balık - İSTANBUL
8. Ildırı Balık - ÇEŞME
9. Deniz Restoran - CUNDA
10. Parlak Restoran - ANTALYA
Hürriyet Cuma, 31 Mart 2006
İstanbul’da Cibali ve Moda’da iki şubesi var. Balık mezeleri arasında ringa füme, uskumru çiroz, torik lakerda, marul yaprağında balık sarma, balık salatası, kurutulmuş domatesli balık dolması en dikkat çekenler. Balık salatası, haşlanmış fener balığı ya da farklı balıklarla yapılıyor ve hardallı bir sosla süsleniyor. Kurutulmuş domatesli balık dolması ise kurutulmuş domatesin içine fener veya levreğin kavrulup soslanmasıyla yapılan, zeytinyağı ile servis edilen bir meze. Lakerdanın tanesi 5, kurutulmuş domatesli balık dolması ile marul yaprak sarmanın tanesi 3 YTL.
EN İYİ 10
1. Deniz Restoran - İZMİR
2. Park Fora - İSTANBUL
2. Foça Fish Gourmet - İSTANBUL
3. Cibalikapı Balıkçısı - İSTANBUL
4. İskele Balık - İSTANBUL
5. Poseidon - İSTANBUL
6. Trilye- ANKARA
7. Kemal Usta’nın Yeri -İZMİR
8. Halikarnas - ADANA
9. Ali Baba - İSTANBUL
10. Bay Nihat - CUNDA
Hürriyet Cuma, 3 Mart 2006
Cibalikapı'da bir Meyhane
Yurdaer Erkoca
Cibalikapı Balıkçısı, Cibali’de eski Tekel Fabrikası’nın, şimdinin Kadir Has Üniversitesi’nin hemen yanında, sevimli, sıcak görünümlü, ahşap, üç katlı bir binada hizmet veriyor 5 yıldır. Bu süre içersinde bir markaya dönüşmüş Cibalikapı Balıkçısı. Anadolu Yakası'ndaki müşterilerinin taleplerine çok fazla dayanamadığı için 2004’ün sonunda da Moda’da bir subesi açılmış. Kurucu ortaklarından Behzat Şahin’in söylediğine göre Türkiye’nin birçok yerinden yeni şubeler açmak için teklifler gelirken bunların bir kısmı da yurtdışından.
Behzat Şahin, denetleyemeyeceğimiz hiçbir yatırıma girmeyiz, diyor. Amaç para kazanmak değil, para kazanmak iyi ve keyifli hizmetin bir sonucu bizim için, diye de ekliyor.
Cibalikapı Balıkçısı'nın 5 yıl içinde yaşadığı serüven, hizmet sektöründe ve daha özelleşmiş haliyle restoran ve meyhane sektöründe başarının sırrını da açığa vuruyor. Tat duygusunu küstürmemek, lezzetten taviz vermemek, ufak hesaplardan uzak durmak.
Cibalikapı Balıkçısı'nda zeytinyağı Ayvalık’tan, Ege mutfağının vazgeçilmez otları en taze haliyle Cunda’dan, Tahin Tarsus’tan, Pekmez Silifke’den, Peynir Ezine’den, Uskumru çirozu ve Ringa füme Atina’dan, Ahtapot Ayvalık’tan geliyor. Mevsim balıkları ise en iyisi ve en tazesinden gün ağarırken başta Behzat Şahin olmak üzerere bizzat patronlar tarafından en iyi balık hallerinden alınıyor. Tazelik ömrünü tamamlayan hiçbir şey dolapta bekletilmiyor, bir an bile tereddüt edilmeden çöpe gönderiliyor. Kötü malzeme kullanmakla iyi malzeme kullanmak arasında fiyat açısından hiçbir zaman yıkıcı fark yok, diyor Behzat Şahin. Eğer malzemede ufak hesaplara girerseniz, elde edeceğiniz sonuç da ufak olacaktır Şahin’e göre.
Sorun iyi malzeme kullanmakla bitmiyor tabii ki. Bu malzemeleri en iyi şekilde değerlendirecek bir lezzet mühendisine ihtiyaç var.
Tartışılmaz olan Cibalikapı Balıkçısı’nın mutfağında işinin ehli birilerinin olduğu ve yaptığı işi özenerek ve severek yaptığı. Damak testinden ortalama bir puanla geçen herhangi bir ürüne rastlamak zor Cibalikapı Balıkçısı’nda. Ege ve Akdeniz mutfağının birbirinden ilginç lezzetlere sahip otlarını tüm taze halleriyle tatma imkanına sahip olacağınız Cibalikapı Balıkçısı’nda, diğer otların günahını almak olmaz ama Mersin'den getirilen, deniz ile karanın flört ettiği kıyılarda yetişen, iyod keskinliğindeki Kaya Koruğu üzerine ne kadar methiye düzülse azdır. Turp otu, cibez, radika, pancar otu gibi Ege ve Akdeniz'in otlar aleminden yapılmış bir potpurinin diğer coğrafyalara ait bilumum rakı mezesinin pabucunu dama atacağına çekinmeden bahse girilir.
Ege ve Akdeniz mutfağının belli başlı ürünlerinin en iyi uygulamaları ilk ününü elde eden Cibalikapı Balıkçısı’nın mutfak çalışanları geçen beş yıllık süre içinde pek de boş durmamışlar. Sırtlarını geleneksel Ege mutfağıne yaslayıp bununla yetinmemişler ve kendilerine özgü yeni ürünler de yaratmışlar. Bunda gezmeyi seven ve gezdiği yerlerin mutfaklarına dair ufak tefek lezzet sondajları yapan Behzat Şahin’in de payını atlamamak gerekiyor. Örneğin Behzat Şahin’in İtalya’da tattığı ve çok bağendiği kurutulmuş domatesten yapılmış balık dolması bunlardan biri. Balık dolması Cibalikapı Balıkçısı'nın aşçısının elinde başkalaşmış ve Behzat Şahin’e göre çok daha lezzetli bir hale gelmiş.
Cibalikapı Balıkçısı’nda mevsim balıkları yine mevsimine göre pişirilme yöntemleriyle masaya servis ediliyor. O gün mutfakta hangi balıkların olduğu karatahtaya yazılıyor. Biten balık ise tahtadan siliniyor. Bizim size tavsiyemiz , yiyeceğiniz balığa karar verip onu kendiniz için ayırtmanız. Bu ufak sıcak ve sevimli meyhanenin en önemli lezzetlerinden biri de ahtapot ızgara. Tatmadan çıkmayın. Zaten Ege ve Akdeniz mutfağını seviyorsanız ve deniz mahsullerine de meraklıysanız bunu yapamazsınız, bizim sözümüz deniz ürünlerine biraz da olsa yabancı olan ve bu konuda kimi tutucu özellikler gösteren müşterilere. Sakın bir hata yapmayın, Haşlandıktan ve bir süre sosta bekletildikten sonra kömür ateşinde pişirilen bu enfes şeyi mutlaka tatmalısınız. Kalamarı bir de Cibalikapı Balıkçısı’nda deneyin. Ve şimdiye kadar her meyhanenindemirbaş arasıcaklarından olan bu ‘ yaratığın’ Cibalikapı Balıkçısı’nın mutfağında uğradığı metamorfoza tanık olun.
Cibalikapı Balıkçısı’nın meziyetleri sadece tat duygunuzu etkilemekten ibaret değil, atmosfer, çalışanların sizinle kurduğu diyalog, özenli servis ve sohbetinize asla engel olmayacak tarzda çalan müzik. Rum ve Türk sanat müziği ağırlıklı müziğin bir bölümü taş plak kayıtlarından. Münir Nurettin Selçuk’un sesi bu ufak Balat meyhanesinin pencerelerinden Haliç’e, oradan Galata’ya doğru yayılıyor, ama masada dönen sözünüzü hiç bastırmıyor.
Uzun yıllar gazetecilik yapan Behzat Şahin’in 2001 yılında başladığı Cibalikapı Balıkçısı serüveni onun için bambaşka doyumların kaynağı olmuş. Meyhanenin başta İstanbul olmak üzere sahip olduğu ününe son dönemlerde uluslararası ilgi de eklenmiş. Ünlü İtalyan dergisi Meridiani Mayıs 2005 sayısını Türkiye’ye ayırmış. İstanbul’dan da sadece üç restorana yer verilmiş. Bunun da birisi Cibalikapı Balıkçısı olmuş. Yine ayda bir yayınlanan Food Terrace’nin 2005 Bahar sayısında Türkiye’den dört rastoran tanıtılmış, bunun da biri yine Cibalikapı Balıkçısı olmuş. Ayrıca Cibalikapı Balıkçısı ABD merkezli 82 ülkeden 160 bini aşkın restorana yer veren internet sitesinde Türkiye’de 7 restorandan biri olarak yerini almış.
Siz de kendinize ayırdığınız meyhane vakitlerinden birini Cibalikapı Balıkçısı’nda değerlendirin. Ama size tavsiye rezervasyon yaptırmadan gitmeyin. Büyük ihtimalle yer bulamayacaksınız.
Beyoğlu Gazetesi 21 – 27 Ocak 2006
Ege kokan rakı sofrası böyle olur!
Lady Lezzet
Bundan birkaç ay önce patronumla öğlen yemeğini farklı bir yerde yiyelim dedik... Otantik bir seçim yapayım derken, aklıma Kadir Has Üniversitesinin yanındaki Cibalikapı Balıkçısı geldi. Şarap listelerini bile internette bulmanın mutluluğuyla patrona gösterdim. Ama Balat deyince ürktü bizimki. Sonuçta onun dediği oldu ve Leventte Şans Restorana gittik. Tamam, Şansta yemek ve şarap süperdi, ama patronu halka indirme gayeme ulaşamadım!
Bakmayın şimdiye kadar İtalyan, Fransız yemekleri yazdığıma, meyhane kültürüne bayılırım. Ama son zamanlarda Nevizâdenin meyhaneleri beni tatmin etmez oldu. Hep aynı gevşemiş patlıcan salataları, kötü ezmeler, kurumuş fava ve fazlasıyla tuzlanmış lakerdalar... Balığa gelince, lüferi palamutu oralarda yemem zaten. Belki hamsi tava ya da ciğerle biter işim. Bu yüzden Cibalikapı ilaç gibi geldi: Müthiş lezzetli Ege otları var, bu bir. Favorim, koyu yeşil yapraklı Cibez. Zeytinyağlı sosu o kadar yakışmış ki! Ama rakının yanına kıtır kıtır turşu gibi giden kaya koruğu, sarımsak sosuyla taçlanan deniz börülcesi de çok iyi. Mevsimine göre en az 4-5 çeşit servis ediliyor. İsimleri korkutmasın sizi, deneyin.
Cevizli-peynirli özel Girit ezmesi, kurutulmuş minik kırmızı biber dolmaları tek kelimeyle harika. Kabak çiçeği dolması, Cundada yediğim kadar olmasa da İstanbul standartlarına göre iyi. Egeliler bilir: Kabak çiçek açtığı zaman, zar gibi incecik gövdenin içini doldurmak ciddi hüner ister. Bu şahane zeytinyağlının makbul olanı yumuşacık, lokum gibidir. Cibalikapının bir başka değişik lezzeti de asma yaprağında sardalye. Sardalye balığını dolma içi gibi asma yaprağına sardıkları bu yemek sıcak servis ediliyor. Mevsim balıklarını gönül rahatlığıyla söyleyebilirsiniz; hem lüfer hem de sarıkanat ızgarayı silip süpürdüğümü hatırlıyorum.
Rakıcılara güzel bir haber: Tam 11 çeşit var mönüde. Efe Yaş Üzüm rakısı, Tekirdağ Altın Seri, Kulüp ve Burgaz her yerde bulunmuyor ne yazık ki. En son İzmir rakısını denedim; içimi çok yumuşak, biraz tatlımsı ama insanı çabuk çarpıyor haberiniz olsun! Cibalikapı sadece rakıcıların mekânı değil, şarapseverler de düşünülmüş: Kapadokya bölgesinden Turasan Emir ve Saroz bölgesinden Sarafin Chardonnay gibi kaliteli yerli beyazların yanı sıra yumuşak içimli Michelle Laroche Chardonnay-Terret (Fransa) de seçilebilir. Kırmızıda pahalı olmayan, orta karar şaraplar var: Doluca Kav (Boğazkere-Öküzgözü) 44 YTL mesela. Yabancılarda Şili markası Concha y Toronun Chiraz ve Merlot seçenekleri var.
Manzaranız, Haliç ve karşıdan Galata Kulesi. Mekâna küçük balıkçı restoranı havasını veren, loş ışıklandırması ve tavandaki balıkçı ağları. Aslında bu ağ dekorunu pek sevmem, şehrin ortasında sahte bir balıkçı köyü tadı verir, ama neyse ki çok abartmamışlar... Duvardaki kedi eskizleri hoşuma gitti, sade ahşap masaların üzerinde kırmızı mumluklar da ortamı sıcaklaştırıyor.
Cibalikapı, Moda Caddesinin sonundaki Tarihi Moda İskelesi yolunda bu yıl bir şube açtı. Avrupa Yakasına taşınmaya üşenenlere duyurulur.
Ne kadar verdim: Üç duble İzmir Rakı, altı çeşit meze, salata, lüfer ve sarıkanattan oluşan 2 kişilik yemek 92 YTL tuttu.
Ne kadar verirdim: Şişe söyleseydik herhalde daha hesaplı olacaktı. Adam başı 50 YTL hakkıdır.
Ambians: * * * *
Müşteri Kitlesi: * * * *
Servis: * * * *
Yemek: * * * * *
Şarap Listesi: * * *
Fiyat Politikası: * * * * *
Akşam Gazetesi Pazar Eki, 11 Aralık 2005
Meyhane gibi meyhane
Ersan Özer
Ramazan'da içkiye ara verenlere mükemmel bir önerim var. 'Açılışı' alelade bir yer yerine, şöyle meyhane gibi bir meyhanede yapın ki dönüşünüz muhteşem olsun!
Haliç kıyısındaki eski Tekel fabrikasını biliyorsunuzdur. Hani şimdi Kadir Has Üniversitesi oldu.
İşte tam onun bitişiğinde, kapısında Cibalikapı Balıkçısı yazan ahşap bir bina göreceksiniz.
Burası tam bir Rum meyhanesi. Tahta masalar, tahta sandalyeler, Rum müzikleri, taş plaktan Türk sanat müziği şarkıları.
Eminim, atmosfere bayılacaksınız. Çok çok keyifli bir yer. İçkide rakıdan şaşmayın, yemek olarak da meşe kömüründe balık ızgara yiyin derim.
Giderseniz artık benim sağlığıma da bir kadeh kaldırırsınız herhalde!
Akşam Gazetesi Pencere Eki, 11 Kasım 2005






HomeArt, Kasım 2005
Cibali'deki Yeni Keşfim
Ali Atıf Bir
Galata Köprüsü üstündeki Tasarım Fuarı’nda “Tasarım ve Pazarlama” üzerine konuştuktan sonra Sirkeci yönünde ilerlerken solda Cibali yakınlarında bir balık lokantası keşfettim. Cibalikapı Balıkçısı. Küçük bir Rum Meyhanesi atmosferi. Müzikler Rumca. Yeşillikler Ege yeşillikleri. Deniz börülcesi Radika süper. Közlenmiş kırmızı biber, fava harika. Ege yeşilliklerinden mükemmel salata tadına doyulmaz. Asma yaprağında sardalya başka yerde yok! Arkadaş sohbetleri için Cibalikapı Balıkçısı bulunmaz bir atmosfer. Toplanın bu haftasonu dört – beş arkadaş, doğru Cibali’ye. Balığın, rakının, Ege otlarının ve sohbetin keyfine varın. Ne varsa arkadaşlıkta dostlukta var. Arkadaşlığın dostluğun da tek ilacı keyifli sohbet. Keyifli sohbet ortamları yaratmak da durup dururken olmuyor. Birinin dürtmesi lazım. Hadii… Ne duruyorsunuz.
Hürriyet Cuma Eki, 23 Eylül 2005
İstanbul'un en iyi MEYhaneleri
7 aydır açık olan Moda Cibalikapı Balıkçısı, şimdiden Anadolu yakasındaki balıkseverlerin favorisi oldu bile.
En sevilen mezeler arasında, beyaz peynir, fıstık ve cevizle yapılan Girit Ezme, Mersin'den gelen Kaya Koruğu, Deniz Börülcesi, Radika gibi çeşitli mevsim otları, Ringa Füme ve Uskumru Çirozu geliyor. Ara sıcaklardan Kızarmış Kalamar Tava ile Ahtapot Izgara konusunda iddialı olan Cibalikapı'da kalamar o kadar lezzetli ki, bütün olarak ve üzerine sadece limon sıkılarak masanıza geliyor. Yazın Asma Yaprağında Sardalya Izgara çok seviliyor, arkadan da illa ki saf susam tahini ile kuru üzüm pekmezinden yapılan Fırında Tahin Pekmez Tatlısı yemelisiniz.
Gece 00.00'a kadar açık mekânda ortalama fiyat 40-60 YTL arasında değişiyor. Gruplara özel fiks menü ise 50 YTL; buna salata, 10 soğuk meze, 2 ara sıcak, 3-4 seçenek balık, tatlı, meyve ile limitsiz içki dahil.
Yazın söğüt ve zeytin ağaçları altında serin bir bahçede, Yunan ezgileri ve taş plak kayıtlar eşliğinde dostlarınızla balık ve rakı keyfi yaşamak için birebir.
TimeOut, Ağustos 2005
Abdül Ezel Caddesi 7, Haliç
Tel. 0090-212-5332846.
Picollo e romantico, e uno dei migliori ristoranti di pesce della citta. La strepitosa selezione di antipasti (meze) comprende verdure selvatiche dal gusto pungente, pesce azzuro crudo, delizie di melanzane, peperoni e formaggi, mentre tra i piatti principali sono ottimi I gamberini alle spezie e le seppioline grigliate. Se ve la sentite provate a pasteggiare a rakı: non e poi cosi terribile e mette allegria.
Conto: sulle 30 lire
Meridiani, Mayıs 2005
Şimdi Moda'dakine Gitmek Moda!
Her hafta yeni bir mekan bulmak, sanıldığı kadar kolay olmuyor bazen. Bu sayı için çok ümitsiz olduğum bir sırada, Aycan (Saroğlu) ve Melda (Davran) sağ olsunlar, Cibalikapı Balıkçısı’nın Moda’da yeni yerini açtığını söylediler. Söylemek yetmezdi tabii. Şimdi bir de bana eşlik etmeleri gerekecekti.
İşte bu vesileyle geçtiğimiz günlerde bir iş çıkışı koyulduk Moda yollarına. Cibalikapı’ya vardığımızda saat akşam 18.30 sularıydı. Henüz hava aydınlık, mekan boş… Bir de rüzgar olmasa bahçede oturup iyice keyif yapacağız. Kendimize yarı açık yarı kapalı bir yer, percere kenarı seçtik. Ve başladık Cibalikapı’nın o benzersiz mezelerini beklemeye.
Daha önce Cibali’deki veya bir süre hizmet verdiği Hayal Kahvesi'ndeki yerinde Cibalikapı Balıkçısı’nın mezelerinden denemeyenleriniz varsa, anlatayım. Burda diğer balıkçılırda bulunanlardan daha farklı mezeler vardır. Otlar mesela. Radika, ısırgan otu, deniz börülcesi, hardal otu, turp otu…Ege otlarıdır genelde bunlar. Biraz limon-zeytinyağı sosuyla çok da lezzetli olurlar.
Sonra kendilerine has bir ezmesi vardır Cibalikapı’nın. Peynirle cevizli falan. Tadına doyum olmaz, ekmeğe sürer sürer yersiniz. Ara sıcaklarda ise ketçaplı yağlı bir sosta marine edilerek hazırlanan ahtapot ızgara, sonra kalamar ızgara veya kızartma… Ne zaman yersem yiyeyim, lezzetinden dolayı bir hayal kırıklığı yaşamadım. Ve tabii her dem taze balıklar…
Kısaca Cibalikapı Balıkçısı gerçekten yavaş yavaş İstanbul’un özel mekanları arasına girmeyi başardı. Şimdi artık Anadolu yakasındakiler için de iyi bir alternatif olacağına inanıyorum. Moda zaten güzel bir semt. Cibalikapı’nın yeni yeri de küçük, temiz. Bahçesi de var. Öyle yeşillikler içinde değil ama olsun, açık havada oturup balık yemek de ayrı keyiflidir.
Fiyatlar 50 ile 60 YTL arasında değişiyor. İçtiğiniz içki ve siçtiğiniz balığa göre yükseliyor ya da alçalıyor. Endişelenmeyin (Cibalikapı’da bağendiğim bir özellik daha) garsonlar balık seçmeden önce fiyatları konusunda sizi mutlaka bilgilendiriyor. Yani hesap sonradan sürpriz olmuyor.
Tavsiye ederim. Gitmediyseniz, Cibalikapı’yı bir defa deneyin. Beğeneceksiniz. Biz (yine) çok beğendik de...
Aktüel Dergisi, 27 Nisan 2005
Bir şube de Moda'da açan Cibalikapı Balıkçısı, yaz aylarının en favori mekanları arasına girdi bile. Elma, limon ve ıhlamur ağaçları içinde keyifli bir bahçede hizmet veren restoran, yöresel mezelerin haricinde geleneksel balık kültürünün en seçkin örneklerini bir arada sunuyor. Özellikle limon sosu ile servis edilen kalamar tava, kömürde pişirilen günlük balık çeşitleri ve salata alternatiflerini mutlaka deneyin. Cibalikapı Balıkçısı, her gün 12.00-24.00 arası açık.
In service of its loyal clientele with a second location in Moda on the Asian side, Cibalikapı Fish Restaurant is already nominated to be among the most popular spots for this summer season.
The restaurant, situated in a peaceful garden surrounded by apple, lemon and linden trees, showcases regional appetizers along with selected specialties of Turkey's traditional fish culture. Some of the highly recommended specialties of the marine menu include calamari served in lemon sauce, daily fish varieties cooked on charcoal, and a selection of mixed greens and salads. Open 12.00-24.00 everyday.
City Plus, Yaz 2005
Moda burnunda, Tarihi Moda İskelesi'ne inen yolda balıkçı açmak, nereden baksanız cüret isteyen bir atılım. Sonuçta balık düşkünleri için, Moda Burnu demek, Koço demek. Fakat bu işe soyunan da, neredeyse Koço kadar isim yapmış, müdavimlerini oluşturmuş bir müessese: Cibalikapı Balıkçısı. Geçtiğimiz yaz Çubuklu Hayal Kahvesi'nin içinde (sezonluk) hizmet veren, bir yandan da Haliç'teki eski mekânında hâlâ dolup taşan Cibalikapı Balıkçısı, şimdi de Moda'da. Anadolu yakasına da ayak atması çok iyi olmuş, kalkıp ta Haliç'lere uzanan müdavimler rahat etmiş. Restoranın ortağı Sıdıka Karaman, Koço'nun dibinde olmalarını bir talihsizlikten çok avantaj olarak gördüğünü söylüyor. "Koço'ya yeme-içmeyi seven ve balığa düşkün insanlar geliyor, gelince bizi de görüyorlar ve bir akşam mutlaka buraya geliyorlar." Zaten Cibalikapı Balıkçısı'nın kendini ispat kaygısı yok. Menü klasik Cibalikapı menüsü, favoriler Peynirli Girit Ezme, ahtapot ızgara, Asma Yaprağında Sardalya, bütün Kalamar. Diğer Cibalikapı'larda olduğu gibi burada da mutfakta en titizlenilen husus: Tazelik. Her malzeme ayrı bir yerden geliyor ve taze tüketiliyor. Ortam aynı Haliç'teki gibi. Samimi; gösterişten, süsten püsten uzak, temiz ve özenli. Çalan müzik de aynı: Yunan, Rum rebetikaları, taşplak kayıtları. Moda güzel yer, temiz, sakin, mutena. Cibalikapı Balıkçısı buraya çok yakışmış. Renkli fenerlerle aydınlatılmış bir de bahçesi var yazın açılacak olan. Park sorunu yok, ama hafta sonu rezervasyon isteyebilir. Bir ufak rakı dahil, iki kişi ortalama 90-110 YTL'ye doyar. Bir de denizi görseymiş...
TimeOut Istanbul, Nisan 2005
Eski dost artık Moda'da
Heja Bozyel
Hâlâ müdavimi olduğunuz bir balıkçı yok mu? 'Rakı-Balık' ikilisinin dayanılmaz çağrısını duyduğunuzda soluğu alıverdiğiniz...
Haliç'in simgelerinden biri olan Cibalikapı Balıkçısı, zeytinyağlı ve çoğu 'otlardan' yapılmış mezeleriyle, ahtapot ızgarası, kalamar tavası, meşe kömüründe ızgara veya tava olarak pişirilen tazecik balıklarıyla, sadece İstanbul'un değil, ziyarete gelenlerin de en iyi bildiği balıkçılardandır.
Girit pilavının tadı damakta kalır, Galata Kulesi'nin o açıdan görünüşü akılda... Cibalikapı, geçen sene çok sevdiğimiz Çubuklu Hayal'in güzel manzaralı, leziz yemekli restoranlarından biri oldu. Kısa bir süre önce de, tarihi Moda İskelesi'ne giden yolun başında, Moda'nın ünlü balıkçısı Koço'nun hemen arkasına konuşlandı. Artık eski bir dost gibi olan Cibalikapı Balıkçısı'nın evime daha yakın bir yerde olması mutluluk verici. Doya doya o ünlü mezeleri, ızgara balıkları yedikten sonra, üstüne Cibalikapı'nın nefis tatlısı, kuru üzüm pekmeziyle yerli susamdan yapılma tahinin kullanıldığı fırınlanmış tahin-pekmez gelir. Üstüne de bir Türk kahvesi içtikten sonra, değmeyin keyfimize. Tabii bunca hoş yemeği mideye indirdikten sonra Moda sahilinde bir yürüyüş de iyi gider. Dilinize balıkçıda çalan Rum rembetikolarından ya da eski Türk filmi müziklerinden biri takılmıştır, keyfiniz ikiye katlanır... Haftasonu gidecekseniz, rezervasyon yaptırmayı sakın unutmayın.
Istanbul Life, Nisan 2005
Kadıköylüler müjde: Cibalikapı semtinizde
Cibalikapı Balıkçısı, Anadolu yakasındaki müdavimlerinin ısrarı üzerine Kadıköy-Moda'da da bir şube açtı. ben geçen salı gittim. Açılalı üç ay olmasına rağmen haftaiçi bile dolu. Moda sahilinde Şiribom-2 ile Koço arasında yer alan yeni şubenin önünde şık da bir bahçesi var, belli ki havalar ısınınca iyice patlayacak.
Her iki dükkânın da balıkları Beyoğlu Balıkpazarı'ndaki Dalyan Balıkçısı'ndan günlük olarak geliyor. Gideceklere bir de tüyo: Duvarda asılı bir kara tahta var. Bu tahtaya o gün olan balıkları yazıyorlar, balıklar bittikçe tahtadan siliyorlar. Onun için, gider gitmez tahtaya bir göz atın, kendi balığınızı peşinen ayırtın. Cibalikapı'da Doluca, Turasan,
Diren, Cankara şaraplarının yanında Atatürk Orman Çiftliği'nin şaraplarını da tadabilirsiniz.
İçki mekânına dönüşmesin diye 12.00'de açkıları dükkânı gece 12.00'de kapatıyorlar. Ahtapotu mükemmel yapan bir ustaları var ama, işin ilginç tarafı kendisi ahtapot yemiyor. Pişip pişmediğini kokusundan anlıyormuş. Dini inançları gereği çok sıkışırsa ağzına bir parça atıyor, çiğneyip tadına bakarak tükürüyor.
Hürriyet Cuma, Hiperaktif, Nisan 2005
Haliç'te dört katlı bir binada hizmet veren Cibalikapı Balıkçısı, isabetli bir kararla İstanbul Anadolu yakasının mutena Moda semtinde şube açtı. Geçen yaz Çubuklu Hayal Kahvesi'nde sezonluk faaliyet göstermişti; ancak şimdi sabit bir adrese yerleşip iki yakalı şehrin önemli bir derdine merhem oldu.
Moda İskelesi yolu başındaki binada, Haliç'teki gibi geleneksel Rum meyhanesi havasını devam ettirmekte. Mekânın mutfağından çıkan sızma yağ kullanılarak yapılan mezeler tutku yaratıyor. Ortalama 20 çeşit mezeye muhteşem tatlar ekleniyor. Örneğin; bütün olarak yapılan kalamar tava ile ahtapot ızgara... Balıklar günlük... Ya tava olup geliyor masaya ya da meşe kömüründe ızgara... Balığın arkasından, neredeyse geleneksel olarak yenen fırında pişen tahin tatlısı burada biraz farklı hazırlanıyor. Kuru üzüm pekmezi ve yerli susam kullanılıyor. Lezzetli yemek, güzel müzikle anlamlı... Mekânın sahibi gazeteci arkadaşımız Behzat Şahin, bu soruna da çözüm bulmuş. Taşplaklar, eski Türk film müzikleri ve Rum müzikleri yemeğinize tat katıyor. Arabanızla geliyorsanız park sorunu yok. Özellikle haftasonu rezervasyonsuz gitmeyin.
Chef's Lezzet Ustası, Şubat 2005
Balat'tan Moda'ya Cibalikapı Balıkçısı
İstanbul'da balık denince akla ilk Boğaz geliyor ama son yıllarda şehrin farklı semtlerinde açılan balık restoranları başarılarıyla dikkat çekiyor. Bunların başını çeken Cibalikapı Balıkçısı oldu. Yaklaşık dört yıl önce Balat'ta üç katlı bir binada Cibalikapı Balıkçısı'nı açan Behzat Şahin, kısa sürede buraya müdavimler kazandırdı. Şahin aslında gazeteci. Yıllardır haber peşinde koşan, gazeteciliğin keyfinin yanı sıra stresini de yaşadığını anlatan Şahin, son yıllarda kariyerlerini bırakıp, 'kendi yerim olsun' düşüncesiyle hareket edenler kervanına katılmış. Cibalikapı Balıkçısı Balat'tan sonra geçtiğimiz yaz Çubuklu Hayal Kahvesi içindeki mekanıyla Anadolu yakasına ilk adımı atmıştı. Şahin, 'Aslında her zaman bu yakada olmak istiyordum. Çubuklu'daki gözlemlerimiz bu yakada da var olmamız gerektiğini gösterdi' diye anlatıyor. Ortağı Sıdıka Karaman'la bir araştırma yapıyor ve Moda'yı seçiyorlar. Aslında burayı bilenler bilir. Uğur Değirmenci'nin Modamar adıyla açtığı balık restoranının yeri. Uğur Bey yerini şimdi Behzat Şahin'e devretti. Cibalikapı Moda'nın Balat'taki mekanından bir farkı da bir bahçesinin olması. Renkli ışıklarla dekore edilmiş bahçede, özellikle yaz aylarında ve ılık kış günlerinde salkım soğüt ağacının altında yemeğinizi yiyebilirsiniz.
Mönüde tutucular
Cibalikapı'nın mutfağı Moda'da da aynı. Mezeleriyle tipik bir Rum meyhanesi, balıkta da tam bir balıkçı. Mezeler konusunda iddialılar. 20 çeşitten fazla mezeyle karşılaşmak mümkün. Kaya koruğu, ebegümeci, radika, ada ve deniz börülcesi otlar arasında yer alıyor. Ahtapot ızgara ve bütün kalamar ise Cibalikapı'nın spesiyallerinden. Yeni bir mekanla beraber mutfakta da bir yenilik düşünüp düşünmediğini sorduğumuzda Behzat Şahin, bu konuda çok tutucu olduklarını söylüyor. Şahin, 'Müşterilerimizin tüm mekanlarımızda aynı tatla karşılaşmasını istiyoruz' diyor. Cibalikapı Balıkçısı'nda bütün malzemeler titizlikle seçiliyor. Hatta zeytinyağı Cunda'dan, pekmez Silifke ve Kilis'ten, salatalık turşusu Ankara-Çubuk, otlar Ayvalık ve Karadeniz ve kaya koruğu da Mersin'den getirtiliyor. Balıklar ise günlük olarak alınıp meşe kömüründe ızgara ya da tava olarak pişirilip servis ediliyor. Mekanın tatlıları da bir o kadar iştah kabartıcı. Kuru üzüm pekmezi ve yerli susamdan yapılma tahinin kullanıldığı fırınlanmış tahin pekmez. Cibalikapı Balıkçısı, Japonya'da yılda iki kez yayınlanan Food Terrace adlı gurme dergisinde dört İstanbul lokantası arasında yer almış. Ayrıca Dünya Restoranları Rehberi'ne dahil edilen restoran, dünya çapında 82 ülkeden 160 bini aşkın restorana listesinde yer veren ABD merkezli restaurants.com Türkiye'de yedinci restoran olarak yer verilmiş.
Mesleğini bırakıp başka bir sektöre girmeye karar verirken başarılı olacağını kestirip kestirmediğini sorduğumuz Behzat Şahin, 'Aslında ne yapmak isteğimi ve ne yapılmaması gerektiğini de biliyordum. O kadar kötü işletmeler var ki, onların yaptıklarını yapmamak bile başarı getirir' diyor. Cibalikapı'da servis öğle saatlerinde başlayıp gece 24.00'e kadar devam ediyor.
Akşam, Çilek, 23 Aralık 2004
Cibalikapı Balıkçısı, Moda'da
Selin Özavcı
Deniz ürünleri seven her İstanbullu'nun yakından tanıdığı Cibalikapı Balıkçısı, Moda'da yeni bir şube açtı. Dört yıldır Haliç'teki yerinde iştahla masalarına kurulduğumuz balıkçı, geçtiğimiz yaz da Çubuklu Hayal Kahvesi'ne yerleşmişti. Anadolu yakasında kalıcı bir yer edinip, Haliç'te olduğu gibi müdavimler edinmeyi kafaya koymuş olacaklar; Moda şubesi şimdiden tıklım tıklım doluyor. Geleneksel Rum meyhanesi tarzını Moda'daki yerinde de sürdüren Cibalikapı Balıkçısı'nın mönüsü 20 çeşit mezenin yanı sıra kalamar tava ve ahtapot ızgarası gibi hayır denilemeyecek yemeklerle dolu. Balıkların günlük ve tazecik olduğunu belirtmemize gerek yok herhalde! Afiyetle yenilecek bir akşam yemeğinin ardından kuru üzüm pekmeziyle tahinin kullanıldığı fırınlanmış tahin pekmez tatlısı da, mekânın yemeden kalkılamayacak spesiyallerinden. Rum müzikleri ve taş plaklar eşliğinde güzel bir gece için denenmeli.
Aktüel, Aralık 2004
İstanbul'un iki yakası Cibalikapı Balıkçısı
Haliç'teki üç katlı ahşap bir binada dört yıldır hizmet veren Cibalikapı Balıkçısı, Moda'ya şube açtı. Çubuklu Hayal Kahvesi'nde geçtiğimiz yaz sezonu faaliyet gösteren Cibalikapı Balıkçısı, burayı kapattıktan sonra Anadolu yakasındaki kalıcı yer arayışını Moda'da sona erdirdi. Eski Moda İskelesi yolunun başında yer alan Cibalikapı Balıkçısı'nın bahçesi de var.
Haliç'teki ahşap ağırlıklı geleneksel Rum meyhanesi tarzını Moda'da da koruyan Cibalikapı balıkçısı'nın mutfağından her gün, sızma zeytinyağıyla yapılan ve çoğunluğu otlardan oluşan ortalama 20 çeşit meze sunuluyor. Bütün olarak yapılan kalamar tava ile ahtapot ızgara da ağzının tadını bilenlerden yoğun ilgi görüyor. Balıklar ise günlük olarak alınıp meşe kömüründe ızgara ya da tava olarak pişirilip servis ediliyor. Balıkçı'nın özel tatlısı ise kuru üzüm pekmeziyle yerli susamdan yapılma tahinin kullanıldığı fırınlanmış tahin pekmez tatlısı.
Cibalikapı Balıkçısı'nın müzik arşivi de sunduğu atmosfere uygun; taş plak, rebet tarzı Rum müzikleri ve eski Türk filmi müzikleri. Hemen yanı başında otopark bulunan Cibalikapı Balıkçısı, Moda'ya otomobilleriyle gelecekler için park sorunu da çıkarmıyor.
Uluslararası yayınlarda da geniş yer bulan ve gurmelerce tavsiye edilen Cibalikapı Balıkçısı'na rezervasyonlu gitmekte yarar var.
Vatan Pazar, 19 Aralık 2004
Cibalikapı Balıkçısı şimdi de Moda'da
Haliç'teki üç katlı ahşap bir binada dört yıldır hizmet veren Cibalikapı Balıkçısı, Moda'ya şube açtı. Çubuklu Hayal Kahvesi'nde de geçtiğimiz yaz sezonu faaliyet gösteren Cibalikapı Balıkçısı, burayı kapattıktan sonra Anadolu Yakası'ndaki kalıcı yer arayışını Moda'da sona erdirdi. Eski Moda İskelesi yolunun başında yer alan Cibalikapı Balıkçısı'nın bahçesi de var. Ahşap ağırlıklı geleneksel Rum meyhanesi tarzını Moda'da da koruyan mekanın mutfağından her gün, sızma zeytinyağıyla yapılan ve çoğunluğu otlardan oluşan ortalama 20 çeşit meze sunuluyor. Bütün olarak yapılan kalamar tavası ile ahtapot ızgarası da ağzının tadını bilenlerden yoğun ilgi görüyor. Balıklar ise günlük olarak alınıp meşe kömüründe ızgara ya da tava olarak pişirilip servis ediliyor. Özel tatlı ise kuru üzüm pekmeziyle yerli susamdan yapılma tahinin kullanıldığı fırınlanmış tahinpekmez tatlısı. Cibalikapı Balıkçısı'nın müzik arşivi de sunduğu atmosfere çok uygun. Mekanda taş plak kayıtları, rebet tarzı Rum müzikleri ve eski Türk film müziklerini dinleyebilirsiniz.
Sabah Cumartesi, 18 Aralık 2004




Food Terrace, Mayıs 2004
Japonlara tavsiye edilen dört İstanbul lokantası
Japonya’da üç ayda bir yayınlanan yemek kültürü dergisi Food Terrace’in bahar sayısında, dört ünlü Türk restoranı tanıtıldı. Cibalikapı, Asitane, Çiya Sofrası ve Çapari.
İstanbul’da yaşayan Yukari Hamakawa Erdem’in hazırladığı yazıda, geleneksel Türk yemeklerinin yanı sıra, Kapalıçarşı ve Sultanahmet gibi tarihi yerlerden fotoğraflar kullanıldı.
Yukari Hamakawa Erdem, belirlediği restoranların, Türk mutfağının en lezzetli yemeklerinin yapıldığı yerler olduğunu yazıyor: “Türk mutfağı için dünyanın en lezzetli üç mutfağından biri deniliyor. Ama, kısa süre için ülkemizi ziyaret eden Japon turistler, sokaklardaki döner kebaptan veya hazır turist mönüsünden tadıp ‘Bu mu dünyanın en lezzetli yemeklerine sahip olan Türk mutfağı?’ diyorlar. Türkiye’de yaşayıp uzun zamandır bunu duyup üzülen bir Japon yazar olarak, İstanbul’daki lezzetli ve kaliteli Türk mutfağını sunan restoranlardan 4’ünü seçip, Japonya’daki Food Terrace yemek ve kültür dergisinde detaylıca anlattım” diyor.
Dergide her restoranın tanıtımında Türkçe başlıklar kullanılmış...
Galata Kulesi’ne nazır bir Rum meyhanesi
Haliç gibi tarihi bir yerde olan bu lokanta, geleneksel Rum meyhanesi havasında. Uzun zamandır bir yemek dergisinde yazıişleri müdürü olan Behzat Şahin, lokantanın sahibi. Balık yemeklerini çok seven Behzat Bey, bir sürü lokanta gezmiş ama hiçbirini beğenmemiş. Burada en çok önem verilen şey, malzemelerin kaliteli ve taze olması. O gün sudan çıkan taptaze balıklar konuyor tabaklarınıza. Haliç’in öteki yakasında Galata Kulesi’ne bakan masaya oturuyorsunuz ve önünüze büyük bir tepsi üzerinde çoğu Ege bölgesinden çıkarılan balıklar geliyor. Bütün yemeklerde Ege’den Behzat Bey’in seçip getirdiği sızma zeytinyağı kullanılıyor. Lezzetli mezelerle beraber, içkiler de çeşitli. Balık böreği ve kızarmış bütün kalamar gibi ara sıcaklar da mutlaka denenmeli.
Hürriyet Pazar, Mayıs 2004
Cibalikapı mutfağını Japonlar da keşfetti!
İstanbul’da yaşamış çok çeşitli kültürleri bugün hala yaşatan mekanlardan biri de Haliç’teki Cibalikapı Balıkçısı... Her zaman taze deniz ürünleri ve kaliteli malzemeden yapılan yemekleriyle kısa sürede markalaşan Cibalikapı Balıkçısı, Galata Kulesi manzaralı atmosferiyle adeta İstanbul’un yaşayan tarihi. Ege bölgesi mezeleri ve sızma zeytinyağı ile yapılan tüm iştah açıcılar çok lezzetli.
Cibalikapı Balıkçısı’yla ilgili bir önemli not da şu: Japonya’da yayınlanan ünlü yemek kültürü ve seyahat dergisi Food Terrace, son sayısında okurlarına İstanbul’a giderlerse Cibalikapı Balıkçısı’na mutlaka uğramalarını salık verdi.
Vatan, Mayıs 2004
Haliç kenarında sevimli bir balıkçı
Mutlu Tönbekici
Üç yıl önce gazeteciliği bırakıp Cibalikapı gibi bir yerde dükkan açmaya kalktığını öğrenen arkadaşları epeyi bir burun kıvırmışlar ona. Beyoğlu, Boğaz varken kim gelir ki buraya... Allah’ın Haliç’i!... Ama işte “iyi” olan dünyanın neresinde olursa olsun keşfediliyor... Üç yıldan bu yana Behzat Şahin’in “Cibalikapı Balıkçısı” dolup taşıyor... Nedeni de çok basit... Balıklar taze, mezeler leziz, fiyatlar makul... Kendi deyimiyle “temiz salaş” bir dükkan burası. Hani Nubar Terziyan’ın eski Türk filmlerinde arkadaşlarıyla takıldığı cinsten samimi bir balık lokantası...
Cip terörü yok
Hakikaten de samimi... Bir kere küçük bir yer. Masalar ahşap ve örtüsüz. Tavanda balık ağları asılı... Ağların içinde de yengeçler, ıstakozlar... Boğaz’daki balık lokantaları gibi insanın içine fenalık getiren teşrifatlar yok burada. Arabanız sakin bir şekilde alınıyor, sakin bir şekilde yerinize geçiyor, sakin bir şekilde yemeğinizi yiyorsunuz. Ne cip terörü esiyor ne deynekçi telaşı yüreğinizi sıkıyor ne de caddelerde trafikler tıkanıyor. İstanbul’un anlatıla anlatıla bitirilemeyen eski asude günlerindeki gibi her şey... Peki anladık ortalıkta telaş yok. Yemekler ne alem? Burada hemen Behzat Bey’in yemeğe karşı özel ilgisinden söz etmek gerek. Behzat Bey, kendisinin sevmediği hiçbir şeyi dükkanda bulundurmuyor. Kullanılan bütün malzemeyi gidip ta yerinde tadıyor. Zeytinyağı mı gidiliyor Ayvalık’tan en güzeli seçiliyor. Peynir mi peynirciler dolaşılıp en güzeli alınıyor... Balığı her gün Balık Pazarı’ndan kendi eliyle aldığını söylemeye gerek bile yok.
Bir ot cenneti
Hadi bunu bütün lokantacılar der diyelim... Buranın en büyük özelliği bir Ege balıkçısı olması... Yani bir “ot” cenneti! Ta İzmir’lerden, Mersin’lerden otlar geliyor... Kazayağı, ısırgan otu, cibez, radika, labada, turp otu, kaya koruğu, yabani pancar... Yazın en sıcak günleri hariç yılın büyük bölümünde ot mezeleri bulunuyor... Ve bugünler de otun tam zamanı... İzmirlilere sevgiyle duyurulur... Mezeler sadece otlardan oluşmuyor tabii. “Girit Ezme” sadece buraya has bir baharatlı, sarımsaklı peynir mezesi. Marine edilmiş ve ekstra lezzetlendirilmiş ahtapot burada parça pinçik edilmeden bütün olarak ızgarada pişiriliyor... Ve çıtır çıtır nefis bir ara sıcak oluyor. Keza kalamar da öyle... İster ızgara ister tavada alın kalamar bütün olarak pişince son derece farklı bir lezzete sahip oluyor... Balıklar ise tahmin edebileceğiniz gibi mevsimine göre değişiyor... Balıklar asla dondurulmuyor. Her gün taze olarak alınıyor.
Çinekop, sarıkanat, fener şiş bugünlerin en iyi balıkları... Şimdi yok ama aklınızda bulunsun mevsiminde asma yaprağında sardalye de çok nefis oluyor... Tatlı ise içinde portakal kabuğu, nar, elma ve ceviz bulunan fırınlanmış tahin pekmez... Tam duvara tırmanmalık... Adam başı, mezesi, ara sıcağı, balığı, tatlısı ve rakısıyla aşağı yukarı 40 milyona çıkılıyor... Cam kenarları biraz serin olabiliyor, kıyafetinizi ona göre giyinin...
Rezervasyon yaptırmadan sakın gitmeyin,
Vatan, Aralık 2003